7 Temmuz 2011 Perşembe

Yunus

Yunus yine çıplaktı. Bağdaş kurmuş, sandalyesinde oturoyordu. Sandalye ona ait değildi ama o bunun ona ait olduğunu sanıyordu. Parasını o ödememişti. Bu evdeki hiçbir şeyin parasını o ödememişti. Yalnızca o sandalye de o odadaki her şey gibi kendisiyle bütünleşip onun parçası olduğundan sandalyeyi kendisinin sanıyordu. Odadaki her şey onun gibi kokuyordu. Sanki her şey kendisiydi. Bu yüzden kendisinden çok nefret ederdi bazen. Kendisinden bıkardı, kendisiyle sevişmekten bıkardı.

Ve Yunus gerçekte asla bağdaş kurmazdı, o dizlerinin üstüne otururdu. Sadece saçmalıyordu yine işte. O bu odada hep o sandalyenin üstünde olurdu. Üzüntüden oturacak hali kalmadığı zaman hemen üç metre ötedeki yatağına gider (bu bir kanepe) orada yatıp ağlardı. Daha sonra bilgisayarda işleri olduğunu sanar tekrar sandalyesine ilerlerdi yorgun, isteksiz bir şekilde hayata kahrederek(hmm, hayata kahretmek, hoşmuş).

Elbetteki aslında işi falan yoktu. Sadece o öyle sanmak istiyordu. Yazmak zamanı boşa harcamaktı. Film izlemek zamanı boşa harcamaktı. Bilgisayar zamanı boşa harcamaktı. Ona göre sevişmediği her an, annesine göre para kazanmadığı her an değersizdi; evet annesi onu evden atmak üzereydi. O ise çoktan intihar etmeye karar vermişti. Sadece ne zaman olacağına karar vermemişti.

Şu anda e-mail'lerini kontrol ediyordu. Şimdiye dek ona hiçkimse gerçek bir e-mail göndermemişti. Mail'lerin çoğu zaten spam'dı. Geri kalanlar otomatik bildiri mail'leriydi. Bundan geri kalanlar da yine otomatik mail'lerdi ama bunlar ona özeldi ve onun için önemliydi. Her şey otomatikleşiyor; insan tembelleşiyor ve yanlızlaşıyordu. Bilgisayar korsan kullanımını çok fena derecede arttırmıştı. Televizyon vakit kaybıydı ve her şey son derece sahte ve yalandı. Teknoloji bu kadar ilerlemese daha mı iyi olurdu? Öyleki belki ilerde telefonla bile konuşmayacak, sürekli birbirimize sesli mesaj gönderecektik. Her şey çok duygusuz, soğuk ve acımasızdı. Yunus'un onu sinir hastası etmeye yeltenen bir aileye ve onunla sevişmeyen, bazen onu çok iyi tanıyınca onu sevmemeye başlayan arkadaşlara ihtiyacı yoktu.

Acaba onu seviyormuş gibi yapan insanlar onu sever miydi? Eğer bir kız Yunus'a “Sen çok iyi bir arkaşsın” diyorsa neden Yunus'la sevişmek istemiyordu? İnsanlar bu lânet ülkede yeteri kadar sevişemiyorlardı. Daha 1993 yılında Sivas'ta müslümanlar müslüman olmayanları öldürmüşlerdi. Onlar da müslüman değildi gerçi zaten. Kimse Kuran'ı sikine takmıyordu. Kuran'da zinaya verilen ceza 100 sopaydı ve 4 şahit olmadan bu ceza verilemiyordu. 4'den az kişi bir kişinin zina yaptığını söylediğindeyse onlara 80 sopa vuruluyordu ama sonuçta kimse ölmüyordu, bu bir işkenceydi sadece ve Kuran'da zina yapan kadına ve erkeğe verilen ceza aynıydı!

Ama bizim toplumumuzda laik bir devlette yaşamamıza rağmen müslümanlar müslüman olmayanları öldürüyorlardı, namussuz olanları da öldürüyorlardı, erkek namussuz olunca bir sorun yoktu ama tüm orospu kadınlar ve eşcinseller ölmeliydi; voaavv, ne bok dönüyordu bu ülkede böyle?

Yunus böyle bencil ve angut insanların arasında yaşamak istemiyordu. Tüm tabuları yıkacak ve tüm ahlâki kuralları devirecekti. Namus denen şeyi sikip atacaktı Yunus. Gidip orospu bir kızla evlenecekti. Bu kız biseksüel ve RAMMSTEIN fanatiği de olsaydı tadından yenmezdi. Onunla beraber tüm otoritelerin ağzına sıçacaklardı. Hiç olmadık yerlerde hiç olmadık anlarda porno çekeceklerdi ve bunları internette paylaşacaklardı. Birlikte en aykırı, en ucube, en kural tanımaz çift olacaklardı.

Bunlar pek gerçekten uzak hayaller değillerdi. Böyle bir sevgilisi olmuştu. Daha sonra kızın yaşı çok küçük olduğu için kızın kafası çok karışmıştı ve Yunus'u terk etmişti. O kız henüz ailesiyle çatışacak, evden kaçmak isteyecek kadar büyük değildi. Daha sonra zaten her şey çok berbat oldu. Yunus bir daha hiçbir dişiyle sevişemeyeceğine emindi. Kız ise artık Yunus'un korumasının altında değildi. Yunus bazen onu düşünüp “ölürse, intihar ederse, tecavüze uğrarsa, birisi onu döverse” diye endişelenip ağlardı çünkü kız çok korumaya ve bakıma muhtaçtı. O kızın davranışları ve kişiliği çok fazla anormaldi.

Yunus yine de sık sık “erkeklerin pek azı böyle küçük yaşta bir kızla sevişmeyi başarabilir” diye düşünüp kendini avuttu. Önceleri, benden başka herkesin sevgilisi olmuş diye düşünerek kendisini hunharca öldürmek isterken şimdi eski ilişkisiyle ilgili düşüncelerle avutuyordu kendisini. Ama bir gerçek vardı kaçamadığı: şimdiye kadar hiçkimse ona âşık olmamıştı!

Birisi ona âşık olsaydı onun kölesi olacaktı ve kız aşırı ilgiden ve her istediğinin karşı çıkılmadan yapılmasından sıkılıp Yunus'u terk edecekti. İnsanlar böyle maldı ve kızlar amları çok kıymetli olduğundan dolayı son derece acımasızlardı. Erkekler hayvan gibi bir egoya sahip olduklarından kızlardan daha acımasız olmaya çabalıyorlardı. Bir erkek bir kıza deli gibi âşık olsa da kız onu terk etmeden o kızı terk etmeye çalışırdı çünkü terk edilen taraf daima daha çok acı çeker. Arkadaşlarına “siktim bıraktım kanka” derken aslında geceleri o yatakta yalnızken ağlarlardı çünkü kızlar daima şımarıp erkeğe seks karşılığında neleri yaptırabileceklerini sınayıp sınırları zorladıklarından dolayı erkek ilk ilişkiden sonra kızı terk etmeyi planlamak zorunda sanıyordu kendisini.

Yunus'un arkadaşları; acaba onlar Yunus'u seviyorlar mıydı?  Yunus'un siyasi, felsefi ve cinsel ve ve dini görüşlerini bilselerdi hâlâ Yunus'u severler miydi? Yunus'un bütün bunlar sikinde miydi? Yunus'un arkadaşa ihtiyacı var mıydı? Tanrım, o sadece sevişmek istiyordu... Sohbet etmek, konuşmak çok sıkıcıydı. Buna kardeşinin arkadaşlarının ve derneklerdeki insanların sohbetlerinde tanık olmuştu. Hayat çok sıkıcıydı ama sadece Yunus sıkılıyordu.

Sonra bu Yunus'un gerçekten çok sapık ve iğrenç şeyleri vardı. Mesela zaman zaman kızlara tecavüz etmek isterse ve yine zaman zaman kızlara tecavüz etmediği için pişman olurdu. Ama bu pratikte pek mümkün değildi. Yunus ne zaman bir kız görse yumuşar, sakinleşir, kedi gibi olurdu. Ama bazen bir kız onu sinirlendirdiğinde belki ancak tecavüz edebilirdi. Lâkin Yunus genelde sinirlenmek yerine üzülmeyi tercih ederdi.

Yunus işsizdi, parası yoktu, sizin için bir hiçti ve son derece önemsizdi. Yunus kendisini sevmiyordu ve tam bir kaybedendi ve intihar etmeye karar vermişti, sadece zamanı belli değildi. Yunus'a kimsenin ihtiyacı yoktu. Onun her günü veya her haftası aynıydı, aylardır sevişmiyordu ve bundan öncede bir ara üç yıl boyunca falan sevişecek fırsat bulamamıştı. Zaten aslında Dünya'da herkesin bir işinin olması ve para kazanması mümkün değildir; ihtiyaçtan fazlasını veremezsiniz insanlığa ve ihtiyaçları olsaydı işçi alırlardı.

Yunus annesinden nefret ediyordu. Sevgilisi Yunus'u terk etmişti ve Yunus'u terk eden aslında ufacık bir çocuktu. Camdan aşağı baktı. Bunu sık sık yapardı. Hayır, henüz atlamayacaktı. Yunus'un parası yoktu ve parası yoksa kimse onu sevmeyecekti

0 yorum:

Yorum Gönder

Bana tecavüz et...